Adalar ve Bir Türlü Çözülemeyen Fayton Sorunu

Adalar ve Bir Türlü Çözülemeyen Fayton Sorunu

İstanbul’un bunaltıcı kalabalığı, bitmek bilmeyen gürültüsü, hiç eksilmeyen kargaşa ve telaş; özellikle havalar ısınmaya başladığında İstanbul’luları şehirden kaçmaya itiyor. Sessizlik ve temiz havaya hasret kalan İstanbul sakinleri çoğunlukla yakın ve az masraflı bir seçenek olarak Adalar’ı tercih ediyorlar. Adalar’a ayak basan ziyaretçilerin büyük bölümü de faytonlara atlayıp ada turu yapmayı ihmal etmiyor.

Son dönemlerde, İstanbul Adalar’da, özellikle de Büyükada’da acı çeken ve hayatını kaybeden fayton atlarına dair haberleri görüyor, duyuyoruz. Adalarda bulunan faytonlar ve fayton atlarının içinde bulunduğu sağlıksız ve ağır koşullar aslında uzun yıllardır tartışmalara konu oluyor. Hayvan hakları savunucuları ve dernekler bu konunun üzerine gitseler de bir türlü kalıcı bir çözüm üretilemiyor.  Her yıl yüzlerce at kazalar ve bakımsızlık nedeniyle ölüyor.  Aslında atların faytonlarda çalıştırılması yalnızca Adalar’a özgü bir durum da değil. Antalya, İzmir gibi sahil kesimlerinde de fayton bir ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Ancak Adalar’ın dik yokuşlu yolları, İstanbul’un nemli sıcağı, faytonun “nostaljik” bir materyal olarak sunuluşu ve Adalar’ın turist potansiyeli düşünüldüğünde, atların içinde bulunduğu zorlayıcı ve onları ölüme götüren koşulları anlamak çok da zor değil. 

Faytonlar Hayatımıza Nasıl Dahil Oldu?

Faytonların dünyada ilk kez M.Ö. 2800’lerde Mısır’da kullanıldığı biliniyor. Bizim coğrafyamızda ise ilk olarak Osmanlı Devleti’nde,  saray eşrafının ulaşım aracı olarak kullanılmaya başlanıyor.  İlerleyen dönemlerde ise varlıklı aileler faytonları kullanmayı sürdürüyor. Günümüzde ise büyük şehirlerde faytonlar kullanılmasa da turistik bölgelerde “nostaljik” bir ulaşım aracı olarak kullanımı devam ediyor.  Adalar ise bu bölgeler arasında faytonların en çok kullanıldığı yerler olarak başı çekiyor.  

Ada Koşulları Atlar İçin Uygun Değil

Adalar’da 1500’e yakın at çalıştırılıyor. Bu atların ortalama yaşam süresi doğal koşullarda 20 yıl olmasına karşın faytonlarda çalıştırılan atların yaşam süresi 2 yıla kadar düşebiliyor. Resmi veriler adalarda her yıl yaklaşık 400 atın, bakımsızlık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. Hayvan hakları savunucularına göre ise bu sayı 700 civarında. Atlar aç ve susuz bırakılıyor. Hamileliklerinin son dönemlerinde kadar çalıştırılmaya devam ediyorlar. Durum öyle vahim ki; çalışırken doğum yapan ya da doğum yaptıktan hemen sonra çalıştırıldığı için hayatını kaybeden atların haberlerine bile rastlamamız söz konusu olabiliyor. Adaların dik yokuşlu, asfalt yolları atların vücut yapıları için uygun değil. Asfaltlarda oluşan çatlaklara ve çukurlara toynakları sıkıştığında ya da takıldığında sakatlanabiliyorlar. Sakatlanan ve artık “işe yaramaz” hale gelen atlar ise acımasızca ölüme terk ediliyor. 

Atlar “Çatlıyor”

Adaların yokuşlu yollarında, aç ve susuz, dinlendirilmeden, uzun saatler boyunca koşturulan atlar “çatlıyor”.  

Peki; atın çatlaması ne anlama geliyor?

Aşırı kas yorgunluğu halinde insan vücudu laktik asit salgılamaya başlar. Laktik asit salgılanması yorgunluk hissini beraberinde getirir ve dinlenme ihtiyacı doğurur. Ancak atlar söz konusu olduğunda durum biraz daha farklıdır. Atlarda salgılanan asit oranı yükselse de durumun farkına varamaz ve koşmaya devam edebilirler.
Laktik asitin aşırı miktarda salgılanması insanlarda bayılmaya neden olurken atların ölümüne yol açar. Bu durum atın “çatlaması” olarak adlandırılır. 

Daha fazla turist çekme ve kazanç sağlama arzusu atları korkunç bir ölüme mahkum ediyor. 

Üstelik adalarda atların tedavi ve kontrollerinin yapılabileceği bir sağlık merkezi de bulunmuyor. Yaralanan atlar çoğu zaman ölüme terk ediliyor.

Atların Yaşam Hakkı!

Atların da her canlı gibi sağlıklı ve özgürce yaşama hakları vardır. Hastayken, hamileyken, aç ve susuzken çalıştırılan atların yaşam hakları kanunlarla güvence altına alınmalıdır. Doğanın zarar görmediği ve hayvanlara eziyet edilmeyen bir sistemle adaların ulaşım sorunu çözülmeli ve atlar özgürlüklerine kavuşmalıdır. 

Görüşler

Blog hakkında henüz görüş bırakılmamış.

Blog hakkındaki görüşlerinizi yazın

Hesabınız varsa giriş yapın.