Harry Potter Dünyası’nın Büyüsüz Hayvanları

Harry Potter Dünyası’nın Büyüsüz Hayvanları

Fantastik Edebiyat dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri J.K Rowling ve onun dilden dile çevrilmiş kitap serisi, Harry Potter.

Elbette ki bu harika öyküyü bilmeyen yoktur. İster kitapları olsun isterse filmleri, okuyucu ve izleyicilerini bambaşka bir dünyaya götürüyor bu hikaye.

Peki bu hikayenin büyü içermeyen hayvanları hiç mi yoktu? Tabi ki var! Şimdi sizleri bu hikayeye ilham olmuş birkaç hayvanla tanıştıralım.

Harry Potter’ın Evcil Hayvanı - Kar Baykuşu

Hikayenin ana karakteri Harry Potter ise hayvan ana karakteri de onun Kar Baykuşu, Hedwig dersek yalan olmayacaktır diye düşünüyoruz.

Baykuşlar Yunan Mitolojisi’nde Athena, Roma Mitolojisi’nde Minerva olarak isimlendirilen Bilgelik Tanrıçasının hayvan sembolüdür. Çoğu kütüphane, kitapevi, okul vb. kurumlar, baykuşların bu simgesel özelliklerinden yararlanarak onları logolarında - armalarında kullanırlar. İster inanın, ister inanmayın ama Harry Potter kitapları yayınlandıktan sonra yurt dışındaki bir çok hayran kilesi bu ve çeşitli baykuş türlerini bir şekilde temin edip onları evlerinde bakmak istedi. Tabii ki hak verirsiniz ki bu proje tamamen hüsran ile sonuçlandı.

Kar Baykuşları da diğer baykuş türleri gibi yabani bir hayvandır ve evcilleştirilmesi çok zordur. Bilimsel adı, Bubo Scandiacus olan bu tür, aynı filmdeki gibi büyük, sarı gözlere sahiptir. Bu gözler, Al Purple ( Mor Işık Görüntüsü) adı verilen bir görüş şekli için kullanılır. Bu sayede gececi ve yırtıcı olan kuşumuz, karanlık ortamlarda çok rahat bir şekilde çevresini görebilir. Onu farklı kılan özelliklerden biri ise göz kapaklarıdır. Kuş türlerinin hepsinde aynı bizim gibi, göz kapakları yukarıdan aşağıya olacak şekilde hareket ederken , kar baykuşlarınınki tam tersi yöndedir. Tarif etmek gerekirse, kar baykuşlarının alt göz kapakları yukarıya doğru hareket eder. Bu da ilginç, Harry Potter hayranlarının değişiyle, Fantastik, bir görüntüye sebep olur.

Görme yetenekleri kadar kuvvetli olan diğer becerisi ise işitme yeteneğidir. Çok hassas olan kulakları karanlıkta avlanmalarına yardımcı olur. Gizlenmiş avlarının çıkardığı en ufak sesi bile duyarak akşam yemekleri olacak hayvanların yerlerinin tespit edebilirler.

Kar Baykuşları adından da anlaşılacağı gibi soğuk iklimlerde yaşarlar. Bulundukları bölgeler Kuzey Kutup bölgesine yakın olan tundralardır. Gene de nadir olmakla beraber Kuzey Amerika ve Avrasya’da da görülebilirler. Beyaz tüyleri kar yığınları arasında kamufle olmalarına yardımcı olur. Yetişkin erkeklerin tüyleri tamamen beyaz iken daha genç olanlarında benekler görülebilir. Daha önce bahsettiğimiz sarı gözlerinde, siyah bir göz bebeği vardır. Aynı siyahlık göz çevresini de sürme çekmişcesine kaplar. Bu siyahlık onun gözlerini kar körlüğünden korur. Sabit olarak duran gözleri geceleri parlar. Diğer baykuş türleri gibi yaklaşık 270 derece dönebilen başı sayesinde gözlerinin oynamaması durumunun dezavantajını ortadan kaldırır.

Yaklaşık olarak 2 kg olan bu kuş türünün boyu 60 cm uzunluğa ulaşabilir. Fakat çok küçük olan türleri de görülmüştür. Ortalama bir kar baykuşunun kanat genişliği açık pozisyonda iken 120 ile 150 cm arası değişiklik gösteren bir uzunluğa sahiptir. Tüm vücudunu kaplayan ince tüyler kanatlarında da aynı inceliktedir. Bu durum ona uçuşu esnasında sessizlik avantajı sağlar. Bu şekilde uçarken hızlı manevraları kolaylıkla yapar ve avına kendisini fark ettirmeden yaklaşabilir.

Onlar hakkında söyleyeceğimiz son şey ise, şu an isimlerinin nesilleri tükenmekte olan hayvanlar listesinde olduğu. Ne yazık ki Harry Potter ile yasa dışı yollarla ele geçirilip satılmaya başlandılar. Bu durum da Kar Baykuşu neslini oldukça olumusz etkiliyor.

Cadıların Yardımcıları -  Kediler

Harry Potter hikayeleri birçok kedi karaktere sahip. Bunlardan bağzıları; Hermione’nin kedisi, Hogwards hademesi Filch’in kedisi, sevilmeyen okul müdiresi Dolores Umbringe’in kedileri... Durun ve dürüst bir şekilde cevap verin. Cadı dediğinizde akla gelen ilk hayvan nedir?

Klişe bir durum olsa da Cadı dendiğinde akla gelen ilk evcil hayvan kediler. Daha doğrusu Siyah Kediler.

Herkesin aklında yer eden, cadı ve yanındaki kedi figürünün temeli çok eski zamanlardan, Salem Cadı Mahkemeleri döneminden geliyor. O dönemde cadılık ile yargılanan bir kölenin, evcil hayvan olarak  evinde beslediği kırmızı gözleri olan siyah bir kedinin var olduğu iddia adiliyor. Bu şekilde kayıtlara geçen durumun ardından, cadılık ile ilgili bir çok hikaye, söylenti ve sanat eseri Tibuba adındaki bu köle ve onun siyah kedisinden esinlenilerek ortaya çıkıyor. Ardından tüm dünyaya yayılıyor ve kara kediler hakkında batıl inançlar hemen hemen her kültürde yer ediniyor.

Bütün bunlara rağmen elbette ki minik dostlarımız çoğu kişinin gözdesi olan evcil hayvanlar listesine  adını yazdırmayı başarıyor. =)

Kediler vahşi kediler ve evcil kediler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bizim bahsedeceğimiz  tür, büyük kedigiller değil de küçük kediler olacak elbette ki.

Kediler, evler ve bahçelerdeki haşereleri öldürmesi için evcilleştirildikten sonra hayatımıza hayatımızda daha çok yer edinmiş canlılardır. Geçen yıllar sonrasında bu durum göz ardı edilmiş ve severek beslediğimiz ev hayvanlarına dönüşmüşleridir. Fakat fazla üreme nedeniyle sokakta yaşayan kediler de oldukça fazladır. Öyle ki Birleşik Devletler’de 60 milyon civarında sokak kedisi olduğu saptanmıştır.

Kediler hakkındaki bilimsel bir çalışma, evcil kedilerin M.Ö 8000’li yıllarda Orta Doğu’da ortaya çıktığını kanıtlamıştır. Araştırmaya göre evcil kediler, Afrika Yaban Kedisi (Felis Silvesris Lybica) soyundan gelmektedir.

Genelde tüm vücutlarını kaplayan tüyler bulunur. Fakat istisnai olara, Sfenks adlı tüysüz bir kedi türü de vardır. Etobur memeliler sınıfına girerler. Esnek ve güçlü beden yapıları vardır. 230 kemikten oluşan bir iskelet yapısına sahiptirler. Bu yapı birbirine içerisindeki kenmiklerin birbirine olan bağı esneklik gösterir. Bu sayede kediler insanlardan çok daha kıvrak hareketlere sahiptirler.

Hızlı refreksleri sayesinde kendilerini korurlar. İnsana kıyasla oldukça iyi koku alma duyuları, hassas işitme duyuları kendilerini korumada ve avlanmada işlerini kolaylaştırır. İnsanlar 20 Hz’e ulaşan sesleri duyarken köpekler bizden biraz daha iyi duyarlar. Onlar, 40 Hz’ye kadar olan sesleri duyabilirler. Bu durum kedilerde ise daha üst seviyededir. Kediler, 60 Hz sesi duyabilecek bir biyolojik yapıya sahiptir. Bu da  kedilerin, insandan çok daha iyi duyduğu bilinen köpeklerden bile daha hassas ve iyi bir ses ayırt etme gücüne sahip oldukları anlamını taşır.

Ağırlıkları türüne göre değişiklik gösterse de erkek kediler ortalama olarak 3 ile 7 kg arası bir ağırlığa sahiptir. Bu ağırlık dişilerde biraz daha azdır. Onlar, 2 ile 5 kg arası bir kiloya sahip olurlar. Boyları ise genelde 30 cm civarında olur. Bu ağırlığa rağmen attıkları her adımı sessizce atmalarını sağlayan, protein ve keratin yapısıyla kaplı yumuşak tabanlı bir pati yapısına sahiptirler. Patiler kedilerin dengede durmasını sağlayan en büyük yardımcılarıdır. Ayrıca kıvrık ve keskin tırnaklarını da patilerinde saklarlar. Bu tırnakları kendilerini savunmada, ağaçlara tırmanmada, toprağı eşelemekte kullanırlar. Ön ayaklarındaki ve arka ayaklarındaki parmak sayısı farklıdır. Arka ayakları dört parmaklı iken ön ayakları beş parmağa sahiptir. Bunun da kirli arabanızın camındaki birbirini izleyen farklı pati izlerinin nedenini de açıklar nitelikteki bir bilgi olduğunu sanıyoruz. =)

Bu aydınlatıcı bilginin ardından bir başka aydınlatıcı bilgimiz de kedi gözleri hakkında. Kedi gözü dendiğinde akla gelen şeylerden biri gerçek bir kedinin gözlerinden ziyade, dikkat çekmek amacıyla kullılan, karanlıkta parlayan nesneler oluyor. Bu durum aslında çok normal. Kedi gözü olarak bildiğimiz bu eşyalar gerçekten de kedilerin gözlerinden esinlenilerek yapılmış. Karanlıkta parlayan kedi gözleri sanıldığının aksine uzaklık duygusunu az algılıyor değildir. Tam tersi, uzaklık ve yakınlığı çok iyi ayırt edebilen kediler gözlü ve büyük gözlere sahiptir. Aynı insanlardaki gibi, yavru kedilerin gözleri de büyüdükçe renk değiştirebilir. Bu durum vücutta salgılanan hormonların göze etkileriyle ilhilidir. Fakat insanlardan farklı olarak, yeni doğrmuş bir kedi yavrusunun gözleri kapalı olur. 7 ile 10 gün sonra açılır. Gerçek göz rengine kavuşması ise gözlerinin açılmasından sonra 1 ayı bulabilir.

Herkesin bildiği bir diğer birgi, denge organı olarak kullandıkları kuyrukları ve bıyıkları... Kalınlıkları tüylerinin üç katı olan kedi bıyıkları kökleri üst deride olan tüylere kıyasla derinin çok daha altında uzamaya başlar.  Kedi bıyıklarının kökleri sinir sistemi ile bağlantılıdır. Bu sayede çevresindeki en ufak hareketi bile gözleri kapalı olarak ya da bir başka yöne bakarken hissedebilir.

Kıvrımlı ağız yapısı kedi severler tarafından oldukça sevimli bulunmaktadır. Günümüzde aşırı fanatik gruplar arasında estetik ameliyatlar ile yüzünü kedi yüzüne çeviren ve suni kedi bıyığı ektiren kişiler var. Bu insanlar ayrıca kedi beneklerine benzeyen dövmeler de yaptırabiliyorlar. Harry Potter kitaplarında böyle bir durum olmasa da, bir büyü ile kendisini kediye çeviren animagus, Profesör Mcgonagall karakterini bilmeyen yoktur herhalde. Belki de bu duruma en iyi örnek Açlık Oyunları serisinin son kitabındaki Tigris karakteri olacaktır. =)

Ron’un Sahte Evcil Hayvanı – Fareler

Dikkat! Bu paragraf aşırı spoiler içerir!

Harry Potter kitaplarını okuyan ve filmlerini izleyen herkesin de bileceği gibi, Ron evcil hayvan olarak abisinden aldığı fareyi okula götürüyor. Serinin 3. Yapıtında ise çirkin, şişko ve bir parmağı eksik olan bu farenin aslında fare kılığına girmiş olan bir büyücü olduğu ortaya çıkıyor. Ron evcil hayvan konusunda epey şanssız olabilir ama zaten çoğu kişinin sevmediği bir hayvan; fareler.

Spoiler içermeyen bölümden, gönül rahatlığıyla devam edebilirsiniz. =)

Fareler hakkında bilgiler vermemiz gerekirse,  memeli familyasına girdiklerinin söylemekle konuya başlayabiliriz. Kökenlerinin Orta Asya'ya dayandığı’düşünülmektedir. Günümüzde ise dünyanın dört bir yanında farklı türlerde fareler görmek çok kolaydır. Bugüne kadar 16 fare türü keşfedilmiştir. Halk arasında bilinen türler genel olarak şöyledir; tarla fareleri, misk fareleri, fındık fareleri, çatı sıçanları. Ve bu farelerin genelinin DNA yapısı insan DNA yapısına çok büyük benzerlik göstermektedir. Bu nedenledir ki tıp ve kozmetik sektöründe kullanılacak ilaçları denemek için kobay olarak kullanılırlar.

Normal koşullarda ot, böcek, sebze ve meyve yiyen fareler, insanların yaşadığı bölgelerde insan gıda atıkları ile de beslenirler. Hem etçil hem de otçul özellik taşırlar. Bu da normal olarak, şehirlerde yaşayan fareleri bulmak isterseniz çöp merkezleri ve kanalizasyon çukurlrına bakmanız gerektiği anlamına gelir.

Kulakları ise çok keskin olan fareler, orijinal adı “Mouse Hunt” ve  dilimizdeki adı “Zor Hedef Fare” filmini doğrulayacak niteliktedir. Sıradan bir fare, anı filmdeki gibi, duvarların çok uzağında olsa da sizin sesinizi duyabilir. Fakat filmdeki kadar akıllı olup olmadıkları  hâla tartışma konusudur. Çeşitli deneylerde basit bulmacaları çözdükleri, labirentleri geçtikleri gözlenmiştir. Konu hakkında araştırmalar devam etmektedir.

Çok iyi birer yüzücü ve tırmanıcıdırlar. Suya attığınız fare, saatler sonra bile siz daha ne olduğunu anlayamadan, sessizce geri gelebilir. Ortadaki tek ipucu ise ıslak kürkünün yerde bıraktığı su birikintileri olacaktır.

50 cm yüksekliğe kadar zıpladıkları bilinen farelerden kurtulmak için gerçekten çok düz ve yüksek bir yere tırmanmanız gerekir. Aksi takdirde sessizlikleri ile ün salmış olan fare, sizin dikkatinizi çekmeden klaylıkla yanınıza gelip size yaklaşabilir.

Son derece keskin dişleri vardır. Çok sert yüzeyleri bile azimle kemirerek parçalayabilirler. Bu da genellikle devlet dairelerinin depolarında dosya hasarlarına yol açar. Neyse ki günümüzde dijital ortamda çoğu iş halledilebiliyor. =) Fakat çoğu insanı asıl korkutan şey, farelerin insanların ve hayvanların kıkırdaklarını kemirebilir yapıya sahip oldukları gerçeğidir. Kırsal bir alanda siz uyurken, sizi hissizleştirecek tükürük salgılarını kullanarak kolaylıkla bu işlemi gerçekleştirebilirler. Ardından yemek parçalarını ağızlarındaki keseciklere doldurup gene siz anlamadan uzaklaşabilirler. Kulağa dehşet verici gelen bu özellik ne yazık ki bir efsane değil gerçektir.

Kuyruk boyları kendi vücut boylarına eşittir. Hızla koşarken, bir yere tırmanırken destek olarak kullanırlar bu uzun uzuvlarını.

Çoğu zaman kirli yerlerde yaşadıklarından dolayı çok fazla mikrop barındırırlar. İnsanlık tarihinde çoğu salgın hastalığın çıkış noktası olarak görülen fareler, veda ve tifüs gibi hastalıkları taşımışlardır. Ayrıca toplu olarak yaşadıkları tarım alanlarında çifçinin başına dert olabilirler.

Farklı türlerde farklılıklar gösterse de genel olarak farelerin yaşam süreleri 9 ile 18 ay arasıdır. Fakat kafes altında, kapalı ve uygun sıcaklık gösterek ortamlarda bu yaşam süresi 3 yıla kadar uzayabilir. (Hâl böyle iken Ron’un faresinin bu kadar yaşamış olması kulağa gerçekten de inginç geliyor.) Yaşamları boyunca türlerine göre 4 ile 9 arasında gebelik dönemi geçirebilirler. Her defasında 8 ile 12 arası yavrulayabilirler. Yeni doğan fare yavruları tamamen tüysüzdür. Doğduklarında cılız olan yapıları, yetişkin formunda 150 ile 500gr arası bir ağırlığa ulaşır. Ayrıca doğuştan kör olarak doğarlar ama büyüdükçe bu özellikleri ortadan kaybolarak çok keskin bir göz yapısına dönüşür.

Erkek fareler “Kova” , dişi fareler de “doe” olarak isimlendirilir. Tamamen büyüyene kadar farelerin cinsinin belirlenmesi çok zordur. Ayırt edici özelliklerinden bazıları, dişilerde 5 çift meme bezi ve 6 adet meme yapısı olmasıdır. Erişkinliklerine tamamen ulaştıklarında ise erkeklerdeki testisler ayırt edici özellik gösterir.

Gün içerisinde 80 defa dışkılayabilirler. Fakat çok fazla gezdikleri için bu dışkılar bir yerde toplanmaz ve çoğu insan tarafından ne oldukları anlaşılmaz. Gene de bu kadar hareketli olan bu canlı türü gün içerisinde en az 12 saat uyurlar. Ülkemizde evcil olarak pek görülmese de yurt dışında çok fazla tercih edilen bir ev hayvanıdır.

Peki siz Harry Potter dünyasında yaşasaydınız hangi hayvanı kendinize isterdiniz? Karar vermesi zor olabilir. =)

Görüşler

Blog hakkında henüz görüş bırakılmamış.

Blog hakkındaki görüşlerinizi yazın

Hesabınız varsa giriş yapın.